20.01.2010 @
Radikal :
Dağlıca baskını sırasında PKK'lı teröristler tarafından kaçırılan ve çeşitli cezalara çarptırılan 8 askerle ilgili gerekçeli karar açıklandı: Asker 'şahsi tehlike' korkusunu yenerek mücadele etmeli.
HAKKARİ'nin Yüksekova İlçesi Dağlıca Bölgesi'nde 3 yıl önce 12 askerin şehit olduğu terörist saldırı sırasında PKK'lı teröristlerin elinde bir süre tutulan ve tutuksuz yargılandıkları mahkemede çeşitli cezalara çarptırılan 8 asker ile ilgili gerekçeli karar açıklandı. “Asker silah bırakıp teslim olmaz” denilen mahkeme kararında, “Yakın tarihimizde daha olumsuz şartlara rağmen atalarımızın hayatlarını feda ederek vatanı bizlere emanet etmiş olduklarını gözden uzak tutmamak gerekmektedir” denilirken, askerlerin ‘şahsi tehlike' korkusunu yenerek mücadelelerine devam etmeleri, silah bırakarak teslim olmamaları gerektiği vurgulandı.
...
Yargılanan 8 asker arasında bulunan 2.5 yıl hapis cezasına çarptırılan er Ramazan Yüce, Askeri Mahkeme'deki ilk duruşmadan sonra hazırlanan iddianamede, “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçundan hakkında, ömür boyu hapis cezası istenmişti. Gerekçeli kararda, er Ramazan Yüce'nin, bu suçtan kanıt yetersizliğinden kurtulduğu belirtildi.
...
Askeri Mahkeme, Yüce'nin işlediğine kanaat getirilen ‘Askeri iteatsizliğe teşvik' suçuna ilişkin şu gerekçeler gösterildi:
“Olay incelendiğinde, her ne kadar sanığın saldırı esnasında kendisi teslim olduktan sonra silah arkadaşlarının da teslim olması yönünde bağırarak telkinlerde bulunması eylemi ile ilgili olarak devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak suçundan dolayı hakkında kamu davası açılmış ise de ayrıntılı olarak açıklandığı üzere bu suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, ancak çatışmalar esnasında şehit veya yaralanan askeri personel olmasına rağmen sanıktan önce hiç kimsenin teslim olmadığı ve bütün olumsuz şartlara rağmen tüm personelin canları pahasına mücadele etmeye çalıştığı, ancak sanığın teslim olduktan sonra özellikle arkadaşlarının da teslim olmaları yönünde çağrı yapması üzerine o ana kadar etmiş oldukları yemine bağlı kalarak canları pahasına görevlerini yerine getirmekte olan arkadaşlarının olumsuz olarak etkilendikleri bu durumun etkisi ile arkadaşlarının silahlarını bırakarak teslim oldukları anlaşıldığından bu eylemin askerleri iteatsizliğe teşvik suçunu oluşturduğu değerlendirilmiştir.”
Bu seferki oldukça uzun bir alıntı oldu ama üşenmeyin, haberin tamamını okuyun derim ben. Ardından benim gibi birkaç ders çıkarırsınız muhtemelen:
1. Bekara karı boşamak ne de kolaydır.
2. Her Türk asker doğar. Ölmeyi reddetmek gibi bir hakkı yoktur. Bok yoluna bile olsa devletin ve kimi organlarının politikalarına göre ölmesi gerekiyorsa itaatsizlik edemez. Öl dedim, o kadar.
3. Asker dediğin düşünmez, üniformayı giydiği anda Robocop olur. Hatta o bile olmaz, zira onun muhakeme yeteneği var idi. Şey olur, hmm şişme bebek, heh. Tatmin araçlı.
4. Kürtçe bilmek başlı başına bir tehlikedir. Gidin Sanskritçe öğrenin.
5. Her nerede olursa olsun, ilk harekete geçen olmak sakattır. Okkanın altına bu teşvik ediciler gider. Oysa koyun olmak ne güzeldir, ne risksizdir. Hep birlikte ses veriyoruz; meee